Kar gibi saftı benim sevdam. Yüreğin kadar berrak. Bir umut kadar halsiz ve bir mutluluk kadar uzaktı bana. Terk etmedi sevdam seni. Aç kaldı, susuz kaldı. Hain, karanlık gece. Canım acıyordu. Seni sensiz uzakta, çaresiz, umutsuz, param parça yaşamak; ne zor iş. . . Şimdi iyi dinle kalbimde efsanesi yaşanan yar; Ellerim kelepçede, dilim yeminli, kalbim mühürlü. Sen aşkı anlamaz, bilmez iken; ben akmayan gözyaşımda, seni severdim. Gözlerinde bulmak isterdim aşkı; sevdayı, can tılsımımı. Peki ya gözlerin hani? Ay ışığını yüreğimde hissetmek isterdim. Yüreğin nerede? Tutmaya kıyamadığım o ellerin nerede? Ben söyleyeyim mi yar?
Sen benim hayalim, sen benim umutsuzca beklediğim, sen; sensizlen nefes alamadığım, iyi oku bu yazdıklarımı. . .
Son sözlerin hala kulağımda. Canımı acıtışın, sensiz günlere mahkum edişin hala içimde. Gitmek mi istiyorsun? Git. . . Sen bana gitmek için gelmemiş miydin zaten? Git. . . Çaresiz yarınlarına git. Alışır bu yürek, katlanır bu can. Ne zaman bu kalp, bedene ağır geldi; seni de unutur, sevgini de. Alışırım göz yaşlarıma. Zannederdim ki deli sevdalıyız. Oysa bu aşkı sadece ben istiyormuşum. Acı olduğu kadar güzeldi. Hiç çıkmıyor aklımdan o Haziran akşamı. . . Unutmamalıydım. Her güzel şeyin bir sonu olduğunu; unutmamalıydım!. . .