24 Eylül 2011

Ha Yaşamak, Ha Ölmek

Yüreğimizin yanıklığıyla tütsülediğimiz, gözyaşı dolu mahzenlerimiz var. Uyku nedir bilmeyen kirpiklerimiz, acı çektiğini kabul etmeyecek kadar yaralanmış kalbimiz var. Aslında herkes gerçeği duymak ister, güçlü olduğunu zannederek, inatla ister bunu.. Ama bilmez ki gerçeği taşımak zordur... 
Mazi o kadar büyük bir yaradır ki, gelecek kadar; geçmiş de sürprizlerle doludur. Sadece ürkek adımlarla ilerleriz bu yolda. Ama gün gelir; mutlaka mazimizin kapısını çalarız.
Mayınlı bir sevda tarlasındayızdır aslında. İki sevdalı da yasaktır birbirine. El ele korkarak yürürler. Basacakları her adımda yeniden başlar korku. El ele de olsalar bilirler ki ayaklarını kaldırınca patlar mayınlar..
Ve inatla hayal kurarlar ama hayat yıkar. Bazıları buna yaşamak der. Ama nedense yaşamak, bazen ölmeye benzer...